Samandağ Özel Ders: büyükbaş

1

Samandağ Özel Ders

2

Samandağ Özel Ders

3

Samandağ Özel Ders3

4

Samandağ Özel Ders

5

Samandağ Özel Ders

büyükbaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyükbaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2013 Pazartesi

OKU-YORUM...


                           OKU-YORUM

     Ömrümüzün büyük bir bölümünü, üstelik en dinamik çağlarını okullarda geçiriyoruz. Buna göre bir hayat muhasebesi yapmamız da gerekmelidir. İlköğretim yıllarını ele alalım. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimle (öğretim demek daha doğru olur) birlikte çocuklar engelli bir koşunun içerisinde buluyor kendilerini. Bütün mesele sadece iyi bir liseye girebilmektir. İyi bir liseye girmekten maksat ise iyi bir fakülteyi kazanma ihtimalini yüksekte tutmaktır.
      Öğrenmenin ve bilmenin tek nedeni vardır, hedeflenen noktaya ulaşmak için malzeme olmak. Bilgi ne çocuklukta ne de gençlikte hayatı çekip çeviren bir kılavuzlama aracı değil, hayali kurulan mesleğe ulaşmanın malzemesidir. İlköğretim süreci bireye sağlıklı bir çocukluk, lise süreci de uyumlu ve kendisiyle barışık bir gençlik bahşetmiş olsaydı başka bir şeye gerek bile yoktu. Çünkü istikbali kazanmak adına hedeflenen diğer şeyler kendiliğinden gelecektir.
     Lise ve üniversite sınav sistemi bilginin değerini pratik kullanımına paralel olarak daraltıp aşağılara çekmiştir. Böylesine kısa mesafe koşuculuğuna mutabık yetişen kuşak için daha ilerisi diye bir şey yoktur.
      Liselerde son sınıf öğrencilerinin çarpan kalbi, atan nabzı ve artan telaşı şayet eşik atlamak için değil bilmek yurdundan bulmak ülkesine açılmanın heyecanıyla olmuş olsaydı yazımın başlığı bile bu sevince iştirak ederdi.
    Öte yandan geçmiş yıllardaki kopya hadiselerinden dolayı en ince ayrıntısına kadar alınan sıkı önlemler adrenalini iyice artırıyor. Bu kadar stres ve bu kadar abartı niye?
     Üniversite sınavına girdiğim günü hatırlıyorum. Evdekilerin hepsi Pazar uykusundayken tek başıma çıkıp gitmiştim sınava gireceğim okula. Okulun önü ana baba günüydü. Fakat bu benim için geçerli değildi tabii. Hiçbir zaman annemi ve babamı da sınav günü yanımda götürmek aklıma gelmediği için bizimkiler orada yoktular. Ne salonumu ne de salonda oturacak yerimi önceden görmemiştim. Elimde sadece kendinden silgili ikinci el bir kurşun kalemden başka bir şey yoktu. Saat takmak bile aklıma gelmemişti. Sınavdan çıktıktan sonra sınav sonuçları belli oluncaya dek sınavımın nasıl geçtiğine dair hiçbir şey konuşmamıştım. Sonuç açıklanıp bir fakülte kazandığım belli olduktan sonra da evin gündemini değiştirecek bir durum yaşanmamıştı.
     Bu soğukkanlılığın sebebi sınavlara çok alışkın olduğumdan dolayı falan değil elbet. Hiçbir şeyi ölüm kalım mücadelesine dönüştürmemek gerektiğini yaşayarak öğrenmiştim. Çünkü bize üniversite sınavına girdiğimde şayet kazanırsam kazandığım şeyin sanıldığı ve söylendiği gibi çok büyük bir kazanç olmadığına, kazanmadığım takdirde de kaybımın da öyle büyük bir kayıp olmadığına inandırmıştım. 



Paylaş:

Etiketler