Samandağ Özel Ders: yesrep

1

Samandağ Özel Ders

2

Samandağ Özel Ders

3

Samandağ Özel Ders3

4

Samandağ Özel Ders

5

Samandağ Özel Ders

yesrep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yesrep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013 Perşembe

LAY LAY LOM GENÇLİK

         Bir toplumun geleceği, gençliğinin durumu ile şekillenir. Her zaman bu toplum, gençliği geleceğin teminatı olarak görmüş ve geçmişten örnek gençlerle bu ideal perçinlenmiştir. Günümüzde bu düşünceyi tekrarlamak sanki mantıklı bir görüş değil gibi geliyor gençlere.

         Türkiye’deki halkın büyük çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır.
Bu bir avantaj gibi görülmektedir ama gerçekten çoğunluğu oluşturan gençlerimiz, geleceğimizin teminatı mıdır?
Sorusuna, sorularla cevap aramak gerekirse belki aklımızda bazı sorulara cevap bulunabilir:
    Kahvehaneleri  dolduran kalabalıkları daha çok gençler oluşturmuyor mu? İnternet kafeler düzensiz bir şekilde gençlerin işgal ettiği mekanlar olmuyor mu? Gençlerimizin bir kısmı eğlence, emeksiz kazanç ve dünyevileşme peşinde değil mi? Okumayı ve yazmayı neredeyse unutan ve buna mukabil seyretmeyi ve dinlemeyi hayatının büyük bir kısmında bir uğraş olarak gören bir gençlik yok mu? Lay lay lom bir hayat anlayışı gençlerimizin bir kısmında yok mu? Tarihine, kültürüne, diline ve dinine yabancı bir gençlik değil mi? Ailesi, çevresi ve büyükleri ile sürekli çatışma halinde olan bir gençlik yok mu?
Gerçekten içimizden gelerek söylediğimizde olumlu bir tablonun oluşmadığı yönünde bir düşünce olacaktır belki.Bu soruları ve cevaplarını düşündüğümüzde bu gençliğin nereye sürüklendiğini tahmin etmemiz zor olmayacaktır. Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim ama gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Bugün yapılabilecekler eğer ertelenirse yarın yapacaklarımız yetersiz kalabilir.Gençlerin sorunlarının masaya yatırılarak  kendilerine ,ailelerine, toplumuna ve ülkesine yararlı olabilecekleri olanaklarını da göz önünde bulundurarak yeni politikalar üretmek ve çözüm önerileri geliştirilmelidir. Mevcut kapasiteleri kullanma yerine, yeni kapasiteler yaratılmalıdır. Unutmayın devlete tek bir üyenin kazandırılması bile az bir kazanım değildir. Ama bununla yetinilmemelidir.

    Yazımı bir cümle sonlandırmak istiyorum. Bir çivi bir at nalını korur,bir nal atı korur, bir at bir yiğidi korur, bir yiğit bir aileyi korur, bir aile bir mahalleyi, bir mahalle bir ili korur, bir il ülkeyi korur. Bir çivinin bile yeryüzünde oluşu bir ülkeye yarar sağladığını unutmayın. Sağlıcakla kalın… 
Paylaş:

7 Eylül 2013 Cumartesi

ÖDÜLLÜ SORU

 GÜZEL BİR SORU İLGİLENENLERE...

BU HAFTANIN SORUSU  10.09.2013  TARİHİNE KADAR İLK ÇÖZENE  MAT1 KİTABI HEDİYE....
Paylaş:

6 Eylül 2013 Cuma

İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU


Bizler çocuklarımızı genellikle koruyucu aile yapısını benimseyerek büyütürüz. Çocuklarımız üzülmesin, sıkıntıya düşmesin diye büyük çaba sarf ederiz. Onlar için her şeyi yapar her hatalarını bir şekilde görmezlikten gelir telafi ederiz. Bütün bunları çocuğumuz üzülmesin, yorulmasın sadece dersleriyle ilgilensin diye yaparız. 





Aile çocuğun her türlü ihtiyacıyla ilgilenerek çözüm arayışı içinde olduğundan çocuklara herhangi bir sorumluluk yüklemez. Anneler çocuğun çantasını hazırlar evde unutulmuş ödevi okula götürürler. Çocuğun ödevi varsa telaşlanırlar, sınavı varsa kaygılanırlar. Böylece çocuk hiçbir sorumluluk almadan büyümüş olur. Bu çocuklar sorumluluk almadığı gibi başlarına gelecek her türlü olaydan da başkalarını sorumlu tutacaklardır. Yaptıkları hataların suçunu hep başkalarında arayacaklardır. Örneğin çocuk küçükken halıya takılıp düşse halı dövülür. Ah halı ah! Sen niye benim oğlumu kızımı düşürüyorsun denir. Çocuk; o andan itibaren halı orada olmasa bütün bunların yaşanmayacağına, kendisinin dikkatsizliği ile hiç ilgisi olmadığına ve yaşanan bu sıkıntıların tamamının halıdan kaynaklandığının inanmaya daha doğrusu inandırılmaya başlar. Benim bir hatam var mı diye düşünmez. Büyüdüğü zaman da kendinde suçu aramayan, suça sebep olan etkenleri dışarıda arayan, hep karşı tarafa yüklemeler yapan, düşünmeden hareket eden, sanki olanlar onun problemi ya da sorumluluğunda değilmiş gibi davranan kişiler ortaya çıkar. Böyle davranarak çocukların problemlerini çözmüş onlara kendilerini geliştirme fırsatı vermemiş oluruz. Ardından biz aileler çözümü öğretmenlerde arayarak çocuğum çok sorumsuz, kendi başına karar veremiyor, sorunlardan kaçıyor gibi serzenişleri ailelerden dinleriz. Anne baba olarak kendi yüzümüze çevirip sorunun çözümünün nerede olduğunu keşfetmemizde fayda vardır.

Unutmayın çocuklarımız bizi yansıtmaktadırlar.
Paylaş:

Etiketler