Samandağ Özel Ders: ekin

1

Samandağ Özel Ders

2

Samandağ Özel Ders

3

Samandağ Özel Ders3

4

Samandağ Özel Ders

5

Samandağ Özel Ders

ekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2014 Pazartesi

HIRSIZIN KABAHATİ YOK MU?


Rüşvet operasyonunun kimlerce, hangi güçlerce başlatıldığının çok fazla önemi yok. “Rüşvet operasyonu”ndaki “operasyon” kavramının bile yönü değiştirilerek kafalar karıştırılmak isteniyor... Hükümet açıklamalarında ve hele yandaş medya yayınlarında, asıl operasyon sanki rüşvetçilere karşı yürütülen değil de, bu operasyonu düzenleyenlere karşı yapılan bir operasyonmuş izlenimi yaratılmaya çalışılıyor..     
 
       




Burada asıl önemli olan, hırsızlığın, soygunun, yasadışılığın açık seçik ortada oluşudur.  Dişimizden tırnağımızdan artırarak zar zor ödemeye çalıştığımız  vergileri  birilerinin yürütmesine  toplum olarak hakkımızı helal etmeyiz. Bu bizim alınterimiz emeğimiz.
Yöneticiler bu tür olaylara  fırsat vermemelidir. Güvenerek seçtiğimiz başımızdaki yöneticiler bu tür olaylara  fırsat verirse biz halk olarak kime güveneceğiz?  Zaten gün geçmiyor ki zamsız. Hergün yeni bir zamla uyanıyoruz.. Benzinden,  tüpe, ekmeğe, simite , susama vs. herseye zam geldi. Bunları zaten karsılayamıyoruz. Unutmayın biz toplum olarak başkaları gibi örtülü ödeneğimiz yok. 
       Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
-Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası:
-Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.Bir diğeri de :
-Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok.Nerden baksan dökülüyor.Hoca kızmış:
-Yahu demiş, iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?


Paylaş:

20 Ekim 2013 Pazar

EN SICAK COĞRAFYAMIZ…

        Biz Nusayriler tarihimiz boyunca hep gelenek - göreneklerimizi kuşaktan kuşağa aktararak bugünlere kadar getirdik.




      Biz Arap Alevilerinin eskiden dışa kapalı bir yaşam tarzı vardı. Eskiden kapalı yaşam tarzımız olmasına rağmen diğer halklarla(kültürlerle) bir arada yaşamamıza hiçbir zaman engel olmamıştır. Ama bu kültürel yapının son yıllarda değişikliğe uğradığını, gelenek-görenek ve yaşam tarzımızdaki bozulmaları gözlemleyebiliriz. Toplumsal dayanışmanın, paylaşımın yerini giderek bencillik almaktadır. Çünkü her şey maddi açıdan değerlendirilmektedir. Sistemin yaratmış olduğu bu bozuk dünyada insanlığın yozlaştığı kendilerine ait geleneklerini-göreneklerini, kültürlerini yavaş yavaş unutan bir toplumda olmamıza rağmen geçmişten gelen miraslarımızın devamını sağlamak ve gelecek nesillere aktarabilmek için lütfen duyarlı olalım. Geleneklerimizi tam anlamıyla yaşayalım ve yeni nesillere yaşatalım.
Gülümsemenin en sıcak olduğu bu tertemiz coğrafyanın bu tertemiz Samandağ’ının çocukları olarak bizler kültürümüzü yaşatmak adına sevgiyi elden ele yürekten yüreğe dağıtmak adına herkesin Ğadir Hum Bayramını kutlarım.
(Ğid mberek ğleykin, ledinkin ve imenkin.)




Paylaş:

6 Eylül 2013 Cuma

İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU


Bizler çocuklarımızı genellikle koruyucu aile yapısını benimseyerek büyütürüz. Çocuklarımız üzülmesin, sıkıntıya düşmesin diye büyük çaba sarf ederiz. Onlar için her şeyi yapar her hatalarını bir şekilde görmezlikten gelir telafi ederiz. Bütün bunları çocuğumuz üzülmesin, yorulmasın sadece dersleriyle ilgilensin diye yaparız. 





Aile çocuğun her türlü ihtiyacıyla ilgilenerek çözüm arayışı içinde olduğundan çocuklara herhangi bir sorumluluk yüklemez. Anneler çocuğun çantasını hazırlar evde unutulmuş ödevi okula götürürler. Çocuğun ödevi varsa telaşlanırlar, sınavı varsa kaygılanırlar. Böylece çocuk hiçbir sorumluluk almadan büyümüş olur. Bu çocuklar sorumluluk almadığı gibi başlarına gelecek her türlü olaydan da başkalarını sorumlu tutacaklardır. Yaptıkları hataların suçunu hep başkalarında arayacaklardır. Örneğin çocuk küçükken halıya takılıp düşse halı dövülür. Ah halı ah! Sen niye benim oğlumu kızımı düşürüyorsun denir. Çocuk; o andan itibaren halı orada olmasa bütün bunların yaşanmayacağına, kendisinin dikkatsizliği ile hiç ilgisi olmadığına ve yaşanan bu sıkıntıların tamamının halıdan kaynaklandığının inanmaya daha doğrusu inandırılmaya başlar. Benim bir hatam var mı diye düşünmez. Büyüdüğü zaman da kendinde suçu aramayan, suça sebep olan etkenleri dışarıda arayan, hep karşı tarafa yüklemeler yapan, düşünmeden hareket eden, sanki olanlar onun problemi ya da sorumluluğunda değilmiş gibi davranan kişiler ortaya çıkar. Böyle davranarak çocukların problemlerini çözmüş onlara kendilerini geliştirme fırsatı vermemiş oluruz. Ardından biz aileler çözümü öğretmenlerde arayarak çocuğum çok sorumsuz, kendi başına karar veremiyor, sorunlardan kaçıyor gibi serzenişleri ailelerden dinleriz. Anne baba olarak kendi yüzümüze çevirip sorunun çözümünün nerede olduğunu keşfetmemizde fayda vardır.

Unutmayın çocuklarımız bizi yansıtmaktadırlar.
Paylaş:

Etiketler