Rüşvet
operasyonunun kimlerce, hangi güçlerce başlatıldığının çok fazla önemi yok. “Rüşvet
operasyonu”ndaki “operasyon” kavramının bile yönü değiştirilerek kafalar
karıştırılmak isteniyor... Hükümet açıklamalarında ve hele yandaş medya
yayınlarında, asıl operasyon sanki rüşvetçilere karşı yürütülen değil de, bu
operasyonu düzenleyenlere karşı yapılan bir operasyonmuş izlenimi yaratılmaya
çalışılıyor..
Burada asıl
önemli olan, hırsızlığın, soygunun, yasadışılığın açık seçik ortada
oluşudur. Dişimizden tırnağımızdan
artırarak zar zor ödemeye çalıştığımız vergileri
birilerinin yürütmesine toplum
olarak hakkımızı helal etmeyiz. Bu bizim alınterimiz emeğimiz.
Yöneticiler
bu tür olaylara fırsat vermemelidir.
Güvenerek seçtiğimiz başımızdaki yöneticiler bu tür olaylara fırsat verirse biz halk olarak kime
güveneceğiz? Zaten gün geçmiyor ki
zamsız. Hergün yeni bir zamla uyanıyoruz.. Benzinden, tüpe, ekmeğe, simite , susama vs. herseye zam
geldi. Bunları zaten karsılayamıyoruz. Unutmayın biz toplum olarak başkaları
gibi örtülü ödeneğimiz yok.
Bir
gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına
anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
-Hocam demiş
niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası:
-Evine hırsız
giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.Bir diğeri de :
-Hocam demiş,
kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru
dürüst bir ahırın bile yok.Nerden baksan dökülüyor.Hoca kızmış:
-Yahu demiş,
iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?










