17 Ekim 2013 Perşembe
5 Ekim 2013 Cumartesi
3 Ekim 2013 Perşembe
DÜZELTİLEMEYEN DÜZEN
By Unknown07:44anayasa, başarı, çalışma, dershane, düzen, güzel, hastahane, kıyafet, paket, samandağ özel ders, sevgi, uzlaşı
Eğitim ve öğretim sektöründe dershanelerin kaldırılması ile ilgili gündemden
sonra ki en önemli gündem maddesi kılık kıyafet yönetmenliği oldu. Öncelikle şunu
söylemeliyim ki eğitim çalışanlarının (ihmal edilen) özlük hakları, ekonomik durumları
ile ilgili düzeltmeler yapılmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin kıyafetlerini düzenleyen yönetmeliği
değiştirdi. Önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde yürürlüğe girecek yeni
düzenlemeye göre, öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye
zorlanamayacak. Bakanlığa bağlı özel kurumlara ait okul öncesi, ilköğretim ve
liselerde bazı sınırlamalara uyulmak kaydıyla, okul yönetimlerince okul
kıyafeti belirlenebilecek.
Kız öğrenciler, İmam-Hatip ilköğretim ve
liselerde ise seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilecek.
Din temelli seçmeli derslerde olduğu gibi bu başlıkta da özgür iradenin değil başka iradelerin devreye gireceğinden şüpheler ortaya çıkıyor. Veliler, cemaatler ve bunların içindeki idareciler, öğretmenler isteyecek 10-11 yaşındaki çocukların saçları türbanla örtülecek. Bir sonraki adım ise, öğrencilerin ve öğretmenlerin tüm derslere türbanla derse girebilmesine resmiyet kazandırılması ve nihayet karma eğitimin bitirilmesi yönünde atılacak adım olabilir.
27 Kasım 2012 Tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye malî yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak.
Din temelli seçmeli derslerde olduğu gibi bu başlıkta da özgür iradenin değil başka iradelerin devreye gireceğinden şüpheler ortaya çıkıyor. Veliler, cemaatler ve bunların içindeki idareciler, öğretmenler isteyecek 10-11 yaşındaki çocukların saçları türbanla örtülecek. Bir sonraki adım ise, öğrencilerin ve öğretmenlerin tüm derslere türbanla derse girebilmesine resmiyet kazandırılması ve nihayet karma eğitimin bitirilmesi yönünde atılacak adım olabilir.
27 Kasım 2012 Tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye malî yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak.
Bu
yıl çocuklar için alınan giysiler gelecek yıllarda da
okulda giydirilebilir. Biz, okulda tanımlanmış bir giysi düşüncesini ortadan
kaldırıyoruz. Onun dışında, çocuğun zaten giymekte olduğu süveteri,
gömleği, ceketi varsa bunları yine giyebilir. Bunu yasaklayan
bir durum yok. Bu, kişinin tercihine bırakılmış bir konu. Fakat Kılık kıyafet ile ilgili tereddütlerim
var. Serbestlik derken sorumsuz ve asi bir gençlik yetişemeyecek mi? Yırtık
kotlarla gelen öğrenciler, af buyurun iç çamaşırı gözüken düşük kemer giymiş öğrenciler.
Bence hata yapıyoruz. Bir taraftan Pahalı markalı elbise giymiş öğrenci öbür
taraftan Kardeşinden kalan pantolonu, eteği, gömleği hatta ayakkabıyı giyen
öğrenci var. Bunları nasıl göz ardı edebiliriz. Bütün çocuklar bizim ve bizler
ayırım yapmadan bütün çocuklara kucak açmalıyız.
23 Eylül 2013 Pazartesi
12 Eylül 2013 Perşembe
LAY LAY LOM GENÇLİK
Bir
toplumun geleceği, gençliğinin durumu ile şekillenir. Her zaman bu toplum,
gençliği geleceğin teminatı olarak görmüş ve geçmişten örnek gençlerle bu ideal
perçinlenmiştir. Günümüzde bu düşünceyi tekrarlamak sanki mantıklı bir
görüş değil gibi geliyor gençlere.
Türkiye’deki halkın büyük çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır.
Bu bir avantaj gibi görülmektedir ama gerçekten çoğunluğu oluşturan gençlerimiz, geleceğimizin teminatı mıdır?
Sorusuna, sorularla cevap aramak gerekirse belki aklımızda bazı sorulara cevap bulunabilir:
Kahvehaneleri dolduran kalabalıkları daha çok gençler oluşturmuyor mu? İnternet kafeler düzensiz bir şekilde gençlerin işgal ettiği mekanlar olmuyor mu? Gençlerimizin bir kısmı eğlence, emeksiz kazanç ve dünyevileşme peşinde değil mi? Okumayı ve yazmayı neredeyse unutan ve buna mukabil seyretmeyi ve dinlemeyi hayatının büyük bir kısmında bir uğraş olarak gören bir gençlik yok mu? Lay lay lom bir hayat anlayışı gençlerimizin bir kısmında yok mu? Tarihine, kültürüne, diline ve dinine yabancı bir gençlik değil mi? Ailesi, çevresi ve büyükleri ile sürekli çatışma halinde olan bir gençlik yok mu?
Gerçekten içimizden gelerek söylediğimizde olumlu bir tablonun oluşmadığı yönünde bir düşünce olacaktır belki.Bu soruları ve cevaplarını düşündüğümüzde bu gençliğin nereye sürüklendiğini tahmin etmemiz zor olmayacaktır. Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim ama gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Bugün yapılabilecekler eğer ertelenirse yarın yapacaklarımız yetersiz kalabilir.Gençlerin sorunlarının masaya yatırılarak kendilerine ,ailelerine, toplumuna ve ülkesine yararlı olabilecekleri olanaklarını da göz önünde bulundurarak yeni politikalar üretmek ve çözüm önerileri geliştirilmelidir. Mevcut kapasiteleri kullanma yerine, yeni kapasiteler yaratılmalıdır. Unutmayın devlete tek bir üyenin kazandırılması bile az bir kazanım değildir. Ama bununla yetinilmemelidir.
Yazımı bir cümle sonlandırmak istiyorum.
Bir çivi bir at nalını korur,bir nal atı korur, bir at bir yiğidi korur, bir
yiğit bir aileyi korur, bir aile bir mahalleyi, bir mahalle bir ili korur, bir
il ülkeyi korur. Bir çivinin bile yeryüzünde oluşu bir ülkeye yarar sağladığını
unutmayın. Sağlıcakla kalın…
















